1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası Polonya’yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmıştı. Milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan bu kanlı savaş, Doğu Cephesi’nde Kızıl Ordu’nun zaferiyle ve Sovyetler Birliği’nin faşizmi yenmesiyle tarihe geçmişti. Savaşın ardından Sovyetler Birliği’ni ve sosyalizmi geriletmek için 1949’da kurulan NATO, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından da ortadan kalkmadı. Tek kutuplu dünyada sömürü ve yoksulluğun, bölgesel savaşların ve işgallerin adımlarını hızlandırmıştır. Libya’dan Irak’a, Suriye’den Filistin’e kadar; bölgemizde ve dünyada, barışın ve halkların düşmanı NATO, ABD ve emperyalizmdir. Ortadoğu’ya barış getireceğiz diyerek başlanan projeler, bölgemize kan ve daha fazla sömürüyü beraberinde getirmiştir.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nü, geçmişte olduğu gibi bu yıl da savaşlarla karşılıyoruz. Emperyalist saldırganlığın hız kesmeden arttığı, özellikle bölgemizde yüzlerce ölüme sebep olduğu 2026 yılında işgaller ve savaşlar durmamıştır. Venezuela’ya müdahale, Küba’ya ambargo ve tehdit, Ortadoğu’da savaş… Bölgemizde İsrail eliyle yaratılan çatışma iklimi önce Gazze’de işgal ve katliama; sonrasında ise Lübnan ve İran’a dönük saldırılara dönüşmüştür. ABD ve emperyalizmin planları doğrultusunda İran’ın, 12 günlük savaşla güçten düşürülmesi hedeflenmiş; İran’daki muhalif kesimlerin tepkileri, emperyalist emellere âlet edilmeye çalışılmış; bütün bunlar planlandığı gibi gitmeyince ise müzakere oyalaması ve ardından tekrar çatışmalar devreye girmiştir. Ülkemiz, tüm bu emperyalist kanlı çatışmaların içinde NATO Zirvesi’ne Temmuz ayında ev sahipliği yapmıştır. NATO Zirvesi’nde kararlaştırılan; barış, kardeşlik ve huzur iklimi değil; daha fazla savaştır.
Ülkemizde AKP-MHP iktidarı ve Kürt Siyasi Hareketi tarafları üzerinden süren çözüm süreci, bölgemizdeki savaştan ve emperyalizmin tasarılarından bağımsız düşünülemez. Çatışmanın durması, ülkemizde Türk ve Kürt emekçilerinin kardeşçe yaşaması, işçi sınıfının eşit ve özgür bir ülkeye kavuşması komünistlerin özlemi ve mücadelesidir. Ancak iktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ tanımıyla yola çıktığı süreç, ne yazık ki barış ve kardeşliği tesis etmekten uzakken; bölgemizde terör yaratan İsrail’in güçlenmesi planına da uyumlu yürütülüyor. AKP-MHP eliyle, emperyalizmin kararları ve adımları doğrultusunda şekillenecek bir sürecin Türk ve Kürt emekçilerinin ve işçi sınıfının çıkarına olmadığı ise açıktır. ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın ifade ettiği ‘büyük Osmanlı’, siyasi iktidarın da hasret duyduğu karanlık tablonun ta kendisidir. Çözüm süreci bağlamında da dillendirilen bu hasret, ülkemize açıkça düşmanlıktır. Dincilik, gericilik, ümmetçilik ve daha fazla sömürü; ülkemiz emekçilerinin önüne ‘çözüm’ olarak sunulamaz!
İşçi sınıfının sermayeye karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesi yükselmeden, emperyalizmin kanlı elleri bölgemizden ve ülkemizden çekilmeyecektir. İşçi sınıfının ağırlığını koymadığı bir barış, ancak yeni kanlı savaşları beraberinde getirecektir. Bölgemizdeki başta Türk, Kürt, Arap emekçileri olmak üzere, tüm halkların huzur, güven, barış içinde kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kurmak bizlerin görevidir! Dünya Barış Günü’nde eşitlik, kardeşlik mücadelesini yükselteceğimizi; aydınlık bir ülkeyi, mutlaka sosyalizmi kuracağımızı yineliyoruz!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
01.09.2026
