Bağımsızlık, laiklik, eşitlik ve özgürlük talepleri, arayışları ve kavgası olmayan yerde kardeşlik olmaz. Kardeşlik için tüm Ortadoğu ve Anadolu halklarının emperyalizme karşı mücadelede birleşmesi tek çaredir.
Suriye’deki son gelişmelere bakıp iştahları kabaran siyasal İslamcılar, avuçlarını kaşıyan sermayedarlar, planlarının gerçekleştiğini düşünen emperyalistler heveslenmesin!
2024 Aralık ayında ABD, İsrail ve Türkiye’nin ortak operasyonuyla iktidara taşınan cihatçı çeteler bölgemizde onarılamaz hasarlar yaratmaya devam etmektedir. İktidara geldikleri günden bu yana, koltuklarını sağlama almak ve emperyalistlere güven vermek adına İsrail’in işgal politikalarına sessiz kalıp alan açtılar.
Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren sahiplerini Beyaz Saray’da ziyaret ettiler. Bu cihatçı yapılar, kendi iktidarlarında İsrail’in güvenliğini ve emperyalizmin bölgesel ihtiyaçlarını karşılayacaklarının teminatını verdiler. Bu güvencenin garantörü ise bizzat AKP rejimi oldu. Suriye’de Ortaçağ kalıntısı zihniyetin iktidara taşınması noktasında en önemli desteği bu rejim sağladı.
ABD ve İsrail’e gerekli sözleri vererek onay alan HTŞ, şimdi ülkeyi kendi siyasal İslamcı hedefleri doğrultusunda dönüştürüyor. Ortaçağ karanlığını egemen kılmak adına Alevilere, Hristiyanlara, Kürtlere ve Dürzilere saldırıyor. Bu saldırıların son halkası Halep’te başlayıp SDG’nin kontrol ettiği bölgelere sıçradı ve yeni katliamlara kapı araladı.
Suriye’de SDG ile ortak süreç yürüten ABD, bugün birincil müttefik olarak HTŞ’li cihatçıları seçmiş durumda. Emperyalistler kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir değerin önemi olmadığını bir kez daha kanıtladı. Trump’ın bölgedeki bir “sömürge valisi” edasıyla hareket eden Ortadoğu temsilcisi Tom Barrack’ın ve Trump’ın bizzat yaptığı açıklamalar, bu kirli ittifakın ve ikiyüzlülüğün en somut belgesi olmuş oldu.
Ülkemizde ise Cumhur İttifakı’nın yürüttüğü, emperyalizmin bölge ihtiyaçlarıyla şekillenen bir “Çözüm Süreci” gündemdeydi. “İslam Kardeşliği” retoriğiyle örülen bu sürecin, Amerikancılığın bir kez daha açık ilanı edilmiş oldu.
AKP’nin başından beri ülkenin en köklü sorunlarından birini, eşit yurttaşlık temelinde çözmek gibi bir niyeti yoktu. Aksine, Ortadoğu’nun yeni dizaynında rolünü sağlamlaştırmak ve sermayenin yönelimlerine uyum sağlamak amacıyla bu adımları attı. 24 yıllık AKP iktidarı, bölgedeki İslamcı çeteleri destekleyerek Suriye’de oluşan kangrende büyük rol oynamıştır. Kürt halkının bugün karşı karşıya kaldığı saldırılar bu zeminde yürümeye devam etmektedir.
19 Mart’ta memleketin dört bir yanında ayağa kalkan halkımızın, gençlerin, kadınların arayışlarına “Çözüm süreci bozulmasın” gerekçesiyle Kürt siyasi hareketi, sokakta gelişen eylemlere mesafeli durmasının ve bugün aynı şekilde bölgede cihatçı çetelerin iktidarını güzellemeye varan milliyetçi-ulusalcı siyasetin Türkiye halkının kurtuluşunu nasıl sabote ettiği bellidir.
Memleketi emperyalistlerin kanlı operasyonlarına sürükleyen siyasal İslamcılar her dönem kendisine bu noktadan destek bulmuştur. Emperyalistlerin bölgemize dönük planları adım adım ilerlerken, siyasal İslamcı AKP ve faşist MHP’nin kurduğu bu rejime ne sebeple olursa olsun verilen destekler bugünleri yaratmıştır. Kürt halkının karşı karşıya kaldığı saldırılar, AKP’nin HTŞ ile kurduğu politik ilişkilerle desteklenmeye devam etmektedir.
Diğer yandan, Kurtuluş Savaşı’nda işgale ve saltanata karşı mücadele edenlerin karşısında hilafet bayrağı taşıyanların mirasçısı AKP iktidarı, bugün Türk bayrağı “provokasyonu”nun arkasına saklanarak laikliği ve cumhuriyeti düşman gören cihatçılara verdiği desteği örtmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin ilerici birikimi, bu provokasyonlara kanarak iktidarın değirmenine su taşımamalıdır.
Bölgede emperyalizmle ve onun çeteleriyle, Türkiye’de ise AKP rejimiyle yürütülen süreç Türk, Kürt ve Arap halkları açısından eşitlik, özgürlük ve kardeşlik zemini yaratmaktan çok, emperyalizmin dizayn projesine, gözünü kâr hırsı bürümüş sermayeye ve Ortaçağ gericiliğine alan açmaktadır.
Emperyalizme, gericiliğe ve sermayeye karşı mücadele ilkeleriyle başka bir yol açılmalıdır. Bu yol, bu toprakların geçmişinde defalarca yürünmüştür. Eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe dair ne varsa bu yolda gelişmiştir.
Bugün Türk, Kürt ve Arap halklarının kardeşliğinin kurulacağı temelin emperyalizme karşı mücadeleden geçtiği bir kez daha görülmüştür.
Bu toprakları çaresiz ve umutsuz bırakmayacak, gerçek bir kurtuluş mücadelesini yükselteceğiz.
BKP Merkez Komitesi
21.01.2026
