12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen amerikancı faşist darbenin üzerinden 46 yıl geçti. Türkiye’de yükselişe geçen işçi sınıfı hareketini ve sosyalizm mücadelesini baskılamak, düzeni emperyalizmin ekonomik ve siyasi politikalarıyla uyumlu hale getirmek için yapılan darbe ülke tarihindeki en karanlık dönemlerden birine kapı araladı.
Sendikalar ve siyasi partiler kapatıldı. Eylemler, grevler yasaklandı. Basın özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Sosyalistler, devrimciler işkencelerde katledildi, idam edildi. Dinci gericilik süreciyle birlikte, özelleştirmelerle yağma hız kazandı. 12 Eylül’ün baskı ve zorbalığı işçi sınıfının kazanılmış tüm haklarını patronların insafına bıraktı.
AKP, 12 Eylül’ün açtığı yolda yürüyerek, Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir rejim kurdu.
Bugün de AKP, işçi sınıfını sefalet ücretine, örgütsüzlüğe, güvencesizliğe; gençliği işsizliğe ve geleceksizliğe; kadınları gericiliğin karanlığına, ölümlere ve sömürüye mahkûm ederek iktidarını ayakta tutma arayışında. Seçme ve seçilme hakkını gasp eden, ülkemizi emperyalist projelere ortak kılan; gazetecileri, yazarları, komedyenleri yargı sopasıyla tutuklayan AKP, 12 Eylül zihniyetini devam ettirmektedir.
AKP’nin yalanlarına ise emekçilerin karnı toktur!
Her fırsatta 12 Eylül’le ve darbe anayasası ile hesaplaştığını söyleyen AKP, 12 Eylül’ü aratmayacak bir istibdat rejimi kurmuştur.
12 Eylül’ün hesabını sormak da, AKP zorbalığından kurtulmak da bugün emperyalizme, sermaye düzenine ve gericiliğe karşı bütünlüklü bir mücadeleden geçmektedir.
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
12.09.2026
